İş Bankası GM Adnan Bali: Türkiye hızlı büyümek zorunda

 Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Gaziantep Sanayi Odası'nın Mayıs ayı Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye, ‘Belli oranda büyürse yeter, geri kalanı opsiyoneldir, olursa iyi olur olmazsa da mekanizma yürür’ diyebilecek bir ülke değildir.

İş Bankası GM Adnan Bali: Türkiye hızlı büyümek zorunda

İstanbul, 22 Mayıs (DHA) - Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Gaziantep Sanayi Odası'nın Mayıs ayı Meclis Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye, ‘Belli oranda büyürse yeter, geri kalanı opsiyoneldir, olursa iyi olur olmazsa da mekanizma yürür’ diyebilecek bir ülke değildir. Türkiye, hızlı büyümek zorundadır. Yılda 800 bin yeni istihdam yaratmak ve bunu sürdürebilmek için yüzde 5.0 ve üzerinde büyümelidir” dedi.
Adnan Bali, Türkiye'nin kamu ve finans kesimi açısından çok farklı opsiyonlara ve imkânlara sahip olduğunu vurgulayarak, "Çalışacağız, uğraşacağız, işlerimizi iyi yapacağız. Olumluyu, pozitifi çoğaltacağız. Onun için de hep beraber sorumluluk alacağız. Bunların hepsini samimi, karşılıklı güvene dayalı olarak yapacağız" dedi.
Gaziantep'in sıkıntılı dönemlerde moral düzelten bir kent olduğunu vurgulayan Bali, “Böyle dönemlerde üreten, satan, ticaret yapan yerlerle daha fazla iç içe olmak gerektiği kanaatindeyim. Şu anda yaşadığımız hadiseden çıkış, büyük ölçüde ihracat, döviz kazandırıcı faaliyetler ve dış talebe hitap eden katma değerli üretimle olacak. Bunun adreslerinden biri Gaziantep’tir. Sanayinin üretimden aldığı pay Türkiye genelinde yüzde 30'lu seviyelerde, Gaziantep'te yüzde 42'nin üzerinde. Gaziantep’in bu alanlardaki başarısı ile tereddütsüz Türkiye'ye iyi bir örnek oluşturduğunu düşünüyorum" dedi.
Konuşmasında Türkiye'nin hızlı büyümek zorunda olduğunun altını çizen Bali, "Türkiye, nüfusu, ölçeği itibarıyla butik olarak nitelendirilebilecek bir batı ülkesi gibi ‘Belli oranda büyürse yeter, geri kalanı opsiyoneldir, olursa iyi olur olmazsa da mekanizma yürür’ diyebilecek bir ülke değildir. Türkiye genç nüfusu olan dinamik bir ülkedir, yılda 800 binin üzerinde işgücüne katılımın olduğu bir ülkedir. İşsizliği aynı seviyede tutmak için bile her yıl 800 bin yeni iş yaratmalıyız. Nitekim Türkiye, son 10 yılda bir kısım Avrupa ülkesinin nüfusundan fazla, 7 milyonun üzerinde yeni iş yarattı, ancak işsizliği aşağıya çekemedi. Çünkü bundan daha fazla işgücüne katılım oldu. İşgücüne katılımda bir nitelik değişikliği de var. İşsizlerin neredeyse tamamının üniversite mezunu olması ve beklentilerinin yüksekliği nedeniyle geçmişe nazaran sosyal boyutu daha ağır bir işsizlikle karşı karşıyayız. Dolayısıyla, Türkiye, sadece ekonomik değil sosyal boyutuyla da bu hadiseyi yönetebilmek için hızlı büyümek zorundadır. Yılda 800 bin yeni istihdam yaratmak ve bunu sürdürebilmek için yüzde 5.0 ve üzerinde büyümelidir” dedi.
Yüzde 5.0 büyümeye ihtiyaç olduğunu ancak kaynak olmadığını söyleyen Adnan Bali, “İç tasarruf hadleri yüzde 5.0 büyümemizi desteklemiyor. Büyümek için dış kaynak kullanıyoruz. Dış kaynak imkanları yettiği sürece büyüyoruz, bizden veya dışarıdan kaynaklanan nedenlerle dış kaynak imkanları sıkıntıya girerse büyüme sürecimiz kesintiye uğruyor. Peki, dış kaynağı nasıl kullanacağız? İş insanları krediyi nasıl kullanıyorsa, ülke olarak dış kaynağı da öyle kullanmalıyız. Kullandığımız kaynağın getirisi maliyetinden daha düşükse, o kredi özkaynağımızdan yiyordur. Ülke olarak, kullandığımız kaynakların maliyetinden daha yüksek getiriyi sağladığımız alanlarda büyümeliyiz. Bunları yapmak için güven, istikrar, geleceğe ilişkin öngörülebilirliğin olduğu uygun bir iklim, ortam da lazım. Ülkeleri birbirleriyle iş yapma ortamı açısından karşılaştıran ‘iş yapma endeksi’ diye bir sıralama var. Türkiye, bu sıralamada 70. sıralardaydı, son dönemlerde yaptığımız epey atakla 40. seviyelere kadar geldik. Ama yetmez” dedi.
Birkaç yıl önce 25 ana başlıkta, 1200'ün üzerinde aksiyonu içeren bir plan hazırlandığını anımsatan Bali, “Bunun içinde, ülkemize çok ciddi bir rekabet gücü kazandıracak şekilde üretime, sanayiye, dış ticarete, teknolojiye, hukuka, çevreye, enerjiye, lojistiğe dönük; örneğin organize sanayi bölgelerinin bütünüyle demiryolları ve limanlarla entegre edilmesine kadar sayısız plan, program vardı. Bunlar, bugünün koşullarına göre yeniden önceliklendirilerek ele alınabilir” dedi.
Gerekçeleriyle, temelleriyle, sonuçlarıyla bir ekonomik kriz arayanın 2001 krizine bakması gerektiğini belirten Bali, “Reel sektör ile hane halkını bir bacak, bankacılık sistemini bir bacak, kamuyu bir bacak olarak düşündüğünüzde, 2001 krizinde iki bacağın ikisi de tamamen çökmüştü. Bugün Türkiye, yüzde 2.0’ler civarında bir bütçe açığı milli gelir oranına sahip, hatta çok kısa bir süre öncesinde yüzde 1.1

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler