---
title: "Ev ve araba alacaklar dikkat: Faiz indirimi krediye yansır mı?"
date: "2026-10-26 08:45:35"
author: "Hande Dağ"
tags: "Ekonomi", "Konut kredisi", "taşıt kredisi", "kredi faiz oranı", "Faiz kararı", "faiz indirimi", "kredi faizi"
canonical_url: "https://finans.mynet.com/haber/detay/ekonomi/ev-ve-araba-alacaklar-dikkat-faiz-indirimi-krediye-yansir-mi/582090/"
original_url: "https://finans.mynet.com/haber/detay/ekonomi/ev-ve-araba-alacaklar-dikkat-faiz-indirimi-krediye-yansir-mi/582090/"
---
# Ev ve araba alacaklar dikkat: Faiz indirimi krediye yansır mı?
Merkez Bankası faizi 100 baz puan indirerek yüzde 36'ya çekti. Merkez Bankası'nın faiz kararının ardından gözler ev kredisi ve araç kredilerine çevrildi. Peki, faiz indirimi kredilere yansıyacak mı? Ev ve araç alacakları ilgilendiren kritik detayları uzman isim değerlendirdi. 
<!--RELATED-POST-WIDGET-1-->
![iStock-1474210743 (4)](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/19276531/1200xauto.jpg)
## "ISRARLI TALEPLER VAR"
Habertürk canlı yayınında değerlendirmelerde bulunan Beykent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Ferman, "Merkez Bankası 100 puan indirdi. Faiz durumlarına özellikle konutta, taşıtta yansır mı?" sorusuna verdiği yanıtta "Netice itibarıyla genel beklentiler bu yönde. Sadece konut ve ev tarafında değil özellikle ticari kredilerde de hatırlanacağı gibi, izlendiği gibi, uzunca bir müddettir kredi maliyetlerinin ve faiz yükünün azaltılmasına dair ısrarlı talepler var. Tabii burada işin temel mantığını hatırlamak da gerekiyor. Bankalar netice itibarıyla bir dağıtım müessesesi. Yani önce fonları kendi havuzlarında topluyorlar. Bunu da genel geçer ifadeyle sendikasyon kredilerinden, dış alemden veya mevduat havuzuyla elde ediyorlar. Tabii bu mevduat için mevduat sahiplerine bir faiz ödüyorlar. Sonra bunu tekrar tabiri caizse yeniden paketliyorlar, risk analizi yapıyorlar ve karlılık oranlarını da üstüne koyarak ihtiyacı olanlara plase ediyorlar. İhtiyacı olanları da iki kategoride değerlendiriyoruz. Birincisi ticari alem yani katma değer üreten ekonomik aktörler. Diğeri de şimdi konumuz olan vatandaş yani hanehalkı tabir edilen. Genellikle de bunlar ihtiyaç kredileri, ev kredileri, konut kredileri veya araba kredileri olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi düz mantıkla aslında bankaların mevduat toplama veya dağıtacakları, plase edecekleri kredilerin maliyetinin düşmesi lazım ki onlar da bunu tekrar paketleyip risk analizi çerçevesinde dağıtırken, ihtiyaç sahiplerine plase ederken daha ehven, daha düşük düzeyde bir faizle karşılarına çıksınlar" ifadelerini kullandı. 
<!--RELATED-POST-WIDGET-2-->
![iStock-1482484745](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/19276532/1200xauto.jpg)
## "ELLERİNİ AĞIRDAN ALIYORLAR"
Devamında Ferman "Tabii bankalararası, kurumlararası rekabet de var. Dolayısıyla onlar da maliyetlerinin ve faizlerin aslında düşmesini isterler. Hemen şu tespitlerle devam edelim; bir kere hani böyle düz bir okumayla şu olabiliyor, kredi faizleri arttıkça daha yüksek kredi faiziyle vatandaşa veya ticari aleme kredi verdikçe bankaların karlılığı artar. Hayır, bu doğru değil. Yapılan hesaplar bankaların da işine gelen, tırnak içinde, hususun faizlerin daha düşük ve daha bol miktarda dağıtılması olduğunu düşünüyor. Böylece kredi miktarının artırılması olduğunu düşünüyor. Genelde bankalar bu tür indirimlerde hemen toplama tarafında, havuza para doldurma tarafındaki verdikleri, vatandaşa verdikleri, tasarruf sahibine, mevduatı getirenlere verdikleri faizi derhal, vakit kaybetmeden, hatta beklentiler yoğunlaştıkça faiz indirim konusunda önceden yapıyorlar. Ama bunu diğer tarafa yansıtma konusunda biraz ellerini ağırdan alıyorlar. Dolayısıyla geçtiğimiz dönemlerde de hep kamu bankaları öncülüğünde bu başladı" dedi. 
![iStock-1493482614 (5)](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/19276534/1200xauto.jpg)
## "FAİZLERİN İNMESİ BAKIMINDAN ŞU ANDA HEMEN OTOMATİK BİR TABLODA DÜZELME BEKLEYEMİYORUZ"
Değerlendirmelerine devam eden Ferman "Şimdi soru karşımızda, bu ne olacak? Değişik yönleriyle değerlendirelim. Bir kere bir şeyi tespit etmekte fayda var. Hani bugünlerde altın fiyatlarında veya son haftalarda altın fiyatlarında olduğu gibi iş krediye ulaşma ve kredi faizlerine de geldiğinde altında geçtiğimiz yılbaşında o gram başına 8.000 liralar, 8.300 liraları gördüğümüz o aşırı bir iştah artışı oldu. Yani % 30'lar, % 40'lar kazanç sağlanınca vatandaş da hakikaten böyle beklentilerini artırdı. Faizde de tam tersi 3-4 yıl evvel hatırlarsanız hem ticari aleme hem de vatandaşların özellikle konut kredilerinde çok düşük faizli, enflasyonun altında bir ucuz ve bol kredi furyası vardı. Bu furyanın da tadı herkesin damağında kaldı. Şunu söylemekte fayda var genel geçer ifadeyle böyle bir beklenti şu an beklenti için şu anda durum müsait değil. Ekonomik ortam küresel olarak ve Türkiye için müsait değil. Bir açıdan baktığınızda evet özellikle bu fon sıkıntısı dolayısıyla piyasaya nakit, bankalara likit sağlandığı için çünkü bu şuna benzer; orman yangınını söndürmek ve bütün ormana yayılmamasını sağlamak için su lazım. Ekonomide de böyledir. Suyun karşılığı nakit lazım. Fakat ne oldu bu sefer? Aslında biz dezenflasyonla sıkılaştırıcı politikalar uygulamak istiyorduk. Maalesef bu yaşanan sıkıntılarla biraz para geldi. Şimdi bankaların elinde bol miktarda para var. Fakat faizlerin inmesi bakımından şu anda hemen otomatik bir tabloda düzelme bekleyemiyoruz. Çünkü özellikle borsada yaşanan son gelişmeler dolayısıyla vatandaşta genel bir bekle gör havası hakim oldu. Vatandaş elindeki paraya sahip çıkmaya çalışıyor. Aynı zamanda konutta da biliyorsunuz hani tarımda biliyorsunuz ziraatta var yılı yok yılı vardır, bir yıl vardır, bir yıl yoktur veya iki yıl vardır, üç yıl yoktur her neyse, konutta da böyle değişik teoriler var. Üç yıl fiyatların arttığını, sonra üç yıl biraz daha fiyatların görece sabit veya aşağı gittiği düşünülüyor. Şimdi konut fiyatlarındaki beklentiler biraz aşağı yönlü. Dolayısıyla vatandaş konut alarak, borçlanarak prim yapma bakımından da biraz kendini geriye çekmiş durumda. Nitekim tüketici güven endeksi en son beklenti eğilimlerinde de gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi geçtiğimiz aya göre 6 puan düşmüş. Bu çok önemli" şeklinde konuştu.
![iStock-1960615403 (3)](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/19145106/1200xauto.jpg)
## "GÖRÜLME İHTİMALİ OLDUKÇA DÜŞÜK"
Öte yandan Ferman "Yani vatandaş diyor ki eskisi kadar konut almaya, araba almaya iştahım yok. Bir de araba konusunda da biliyorsunuz nakit sıkışıklığı dolayısıyla çok sayıda ikinci el araba piyasaya girince birinci ellere de talep azaldı. Dolayısıyla mantıksal olarak bu tür bir indirim kredi faizlerini ev, konut, ticari krediyi aşağı yönlü çekmek etkisiyle beraber bu beklenmekle beraber anlaşılıyor ki 2026 yılının sonuna kadar bunların, vatandaşların karşısına çıkan tekliflerde görülme ihtimali oldukça düşük. Bunu belirlemekte fayda var. Ama 2027'den sonra, iştah Türkiye'de her zaman devam eder, o zaman onu tekrar değerlendireceğiz" dedi.
