1. Gün boyunca verdiğin yüzlerce küçük karar enerjini tüketiyor.

Sabah ne giyeceğinden kahvaltıda ne yiyeceğine, hangi yoldan işe gideceğinden hangi mesaja önce cevap vereceğine kadar fark etmesen de gün içinde onlarca hatta yüzlerce karar veriyorsun. Bunların çoğu önemsiz gibi görünse de beynin her biri için enerji harcıyor. Günün ilerleyen saatlerinde zihinsel enerjin azaldığında ise daha pratik ama her zaman doğru olmayan seçimlere yöneliyorsun. İşte internetten gereksiz bir alışveriş yapmak ya da "Bunu da alayım." demek çoğu zaman tam bu noktada gerçekleşiyor. Aslında sorun irade eksikliği değil, zihinsel yorgunluk olabiliyor.
2. Yorulduğunda beynin kısa vadeli mutluluğu seçiyor.

Karar yorgunluğu arttıkça beyin, geleceği düşünmek yerine o an kendini iyi hissettirecek seçeneklere yöneliyor. Birikim yapmak uzun vadeli bir hedef olduğu için cazibesini kaybetmeye başlıyor. Buna karşılık indirimli bir ürün ya da sevdiğin bir kahve anında mutluluk hissi veriyor. Bu yüzden "Zaten çok yoruldum, bunu hak ettim." düşüncesi daha sık ortaya çıkabiliyor. Küçük görünen bu harcamalar ise ay sonunda beklenenden daha büyük bir toplam oluşturuyor.
3. Çok fazla seçenek olması harcamayı kolaylaştırıyor.

Eskiden alışveriş yapmak için mağazaya gitmek gerekiyordu. Bugün ise telefonunda birkaç dakika geçirerek binlerce ürün arasında seçim yapabiliyorsun. Sürekli seçenek görmek, beynini daha fazla yoruyor ve sonunda en kolay kararı vermene neden oluyor. Bu da çoğu zaman satın almak oluyor. Çünkü karar vermeyi sonlandırmanın en hızlı yolu sepete eklemek gibi hissedilebiliyor. Özellikle kampanya dönemlerinde bu durum daha da belirgin hale geliyor.
4. Küçük harcamaları önemsememeye başlıyorsun.

Karar yorgunluğu yaşayan kişiler genellikle büyük harcamalarda daha dikkatli davranırken küçük ödemeleri göz ardı ediyor. "Sadece 100 lira.", "Bir kahveden bir şey olmaz." ya da "Bu son siparişim." gibi cümleler sık sık kullanılmaya başlanıyor. Oysa ay boyunca yapılan onlarca küçük harcama, tek seferlik büyük bir alışveriş kadar bütçeyi etkileyebiliyor. Bu da para biriktirmeyi zorlaştırıyor.
5. Alışkanlıklar, bilinçli kararların önüne geçiyor.

Zihinsel olarak yorulduğunda beyin yeni kararlar üretmek yerine alışkanlıklara sığınıyor. Her sabah aynı kahveyi almak, her akşam yemek söylemek ya da can sıkıldığında alışveriş uygulamalarını açmak zamanla otomatik davranışlara dönüşebiliyor. Bu alışkanlıklar ilk başta masum görünse de uzun vadede bütçeyi ciddi şekilde etkileyebiliyor. Üstelik bunları çoğu zaman bilinçli olarak yaptığını bile fark etmiyorsun. Çünkü davranış artık düşünmeden gerçekleşiyor.
6. İndirimler normalde olduğundan daha cazip görünmeye başlıyor.

Zihnin yorulduğunda fiyat karşılaştırması yapmak ya da gerçekten ihtiyacın olup olmadığını sorgulamak daha zor hale geliyor. Bu yüzden "%50 indirim" etiketi gördüğünde beynin doğrudan fırsata odaklanabiliyor. Oysa indirimli olması, o ürüne gerçekten ihtiyaç duyduğun anlamına gelmiyor. Karar yorgunluğu, kampanyaların etkisini olduğundan daha güçlü hissettirebiliyor. Sonuçta tasarruf ettiğini düşünürken aslında hiç planlamadığın bir harcama yapmış olabiliyorsun.
7. Bütçe planı yapmak gözünde büyümeye başlıyor.

Para yönetimi biraz planlama gerektiriyor. Gelir-gider hesabı yapmak, harcamaları takip etmek ya da birikim hedefi belirlemek zihinsel çaba isteyen işler. Gün boyu zaten yorulmuş olan beyin ise bu işleri sürekli ertelemeye meyilli oluyor. "Hafta sonu bakarım." ya da "Ay başında düzenlerim." derken bütçe kontrolü tamamen unutulabiliyor. Plan olmayınca da harcamalar kolayca kontrolden çıkabiliyor.
8. Stres, harcamayı bir kaçış yöntemi haline getirebiliyor.

Yoğun bir günün ardından birçok kişi kendini ödüllendirmek istiyor. Bazen bu bir tatlı oluyor, bazen yeni bir kıyafet, bazen de hiç ihtiyaç duyulmayan bir teknolojik ürün. Harcama yapmak kısa süreliğine iyi hissettirdiği için stresle baş etmenin kolay yollarından biri haline gelebiliyor. Ancak bu rahatlama hissi uzun sürmüyor. Sonrasında gelen pişmanlık ise bütçe konusunda yeni bir stres yaratabiliyor.
9. Erteleme alışkanlığı birikim yapmayı da geciktiriyor.

Karar yorgunluğu sadece harcamaları artırmıyor, tasarruf etmeyi de erteliyor. "Bu ay olmadı, gelecek ay başlarım." düşüncesi zamanla alışkanlık haline gelebiliyor. Oysa birikim yapmak için kusursuz zamanı beklemek çoğu zaman hiçbir zaman başlamamak anlamına geliyor. Küçük miktarlarla başlamak bile uzun vadede büyük fark yaratabilirken, sürekli ertelemek hedefi giderek uzaklaştırıyor. Bu nedenle karar yorgunluğu yalnızca bugünü değil, gelecekteki maddi durumunu da etkileyebiliyor.
10. Çözüm daha güçlü irade değil, daha az karar vermek olabilir.

İlginç olan şu ki uzmanlar, karar yorgunluğunu azaltmanın en etkili yollarından birinin hayatı biraz daha otomatik hale getirmek olduğunu söylüyor. Otomatik birikim talimatı vermek, alışveriş listesi hazırlamak ya da aylık harcama limitlerini önceden belirlemek buna örnek gösterilebilir. Böylece her seferinde yeniden karar vermek zorunda kalmazsın. Beynin daha az yorulduğu için gereksiz harcamalara karşı da daha dirençli olursun. Bazen para biriktirmenin sırrı daha fazla disiplin değil, daha az karar vermekten geçebilir.