S&P 500 için kullanılan Shiller fiyat/kazanç (F/K) oranının ağustos ayını Ağustos 2000’den bu yana görülen en yüksek seviyede tamamlamaya hazırlandığı belirtiliyor.

Ekonomim'in aktardığına göre; gösterge, mayıs, haziran, temmuz ve ağustos aylarında 40 seviyesinin üzerine çıktı. Bu seviyelerin, 1990’ların sonunda yaşanan teknoloji ve internet hisseleri çılgınlığının ardından 2000’de sona eren dot-com balonundan bu yana görülmediği aktarıldı.
Shiller F/K oranının, hisse senedi fiyatlarını şirketlerin enflasyona göre düzeltilmiş uzun vadeli ortalama kârlarıyla karşılaştırarak piyasanın değerlemesini ölçtüğü belirtilirken oranın yükselmesinin, hisse fiyatlarının şirketlerin uzun vadeli kârlarına kıyasla daha hızlı arttığına işaret ettiği kaydedildi.
ABD hisselerinin, 1881’den bu yana yalnızca zamanın yüzde 1,2’sinde bugünkü seviyelerden daha yüksek değerlemelerle işlem gördüğü vurgulanırken benzer derecede yüksek değerlemelerin, 1929 Wall Street çöküşü ve 2000’de dot-com balonunun sona ermesi öncesinde görüldüğü belirtildi.

Capital Economics Baş Piyasa Ekonomisti Jonas Goltermann'ın, mevcut değerlemelerin bir balona işaret ettiğini ancak balonun ne zaman sona ereceğinin öngörülemeyeceğini söylediği aktarıldı. Goltermann'ın, ABD borsasının önümüzdeki 12 ila 18 ay içinde yüzde 20 veya daha fazla düşebileceğini öngördüğü, buna karşın, yüksek değerlemelerin tek başına piyasanın ne zaman düşeceğini gösteren bir zamanlama aracı olmadığına dikkat çekildiği kaydedildi.
Yapay zeka etrafındaki güçlü beklentiler ve fiyat momentumunun son dönemdeki yükselişte giderek daha önemli bir rol oynadığı belirtilirken Goltermann'ın mevcut rallinin başlangıç aşamasından ziyade son aşamalarına daha yakın olduğunu düşündüğü kaydedildi.
Bugünkü yapay zekâ odaklı yükseliş ile 1990’ların sonundaki internet balonu arasında dikkat çekici benzerlikler bulunduğu belirtiliyor. Her iki dönemde de yeni teknolojilere yönelik büyük beklentiler, teknoloji şirketlerine yoğun yatırımcı ilgisi ve yüksek değerlemelerin öne çıktığı vurgulanıyor.
SpaceX hisselerinin haziran ayındaki Nasdaq halka arzının ardından şirketin değerlemesini 2 trilyon doların üzerine taşıması da yatırımcı iştahının boyutunu gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Fakat şirketin değerinin daha sonra bir aydan biraz uzun sürede yüzde 53 gerilediği kaydedildi.
Berenberg analisti Lauma Kalns-Timans'ın da ABD hisselerinin balon bölgesinde bulunduğunu söylediği aktarıldı. Hisse senetlerinin kazanç getirilerinin tahvil getirilerinin altına gerilemesinin de değerlemelere ilişkin endişeleri artırdığı belirtildi.
Piyasalardaki riskin sadece hisse değerlemeleriyle sınırlı olmadığı belirtiliyor. Meta, Google, Amazon ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerinin, yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımlarını finanse etmek amacıyla son yıllarda kurumsal borçlanmalarını önemli ölçüde artırdığı kaydedildi. Bu sebeple yüksek hisse değerlemelerinin yanı sıra kredi piyasasındaki gelişmelerin de yatırımcıların yakından takip ettiği riskler arasında yer aldığı vurgulanıyor.
Fidelity tahvil portföy yöneticisi Mike Riddell'ın, kredi piyasalarındaki değerlemeler konusunda endişeli olduğunu ancak riskli varlıklarda büyük çaplı bir çöküş yaşanması için küresel ekonomide belirgin bir yavaşlama veya başka bir büyük şok gerektiğini düşündüğü aktarıldı. Küresel büyümede ise şu anda böyle sert bir yavaşlama görülmediği belirtildi.
Piyasadaki yüksek değerlemelere dair uyarılar artsa da tüm yatırımcıların büyük çaplı bir satış dalgası beklemediği aktarıldı.
Jupiter fon yöneticisi Chris Morrison'ın, ABD teknoloji hisselerinin pahalı olduğunu kabul ettiği ancak küresel ölçekte büyük bir satıştan ziyade yükselişin duraklaması veya piyasanın bir düzeltme sürecine girmesinin daha olası olduğunu düşündüğü kaydedildi.
Mevcut dönem ile 2000’de sona eren dot-com balonu arasındaki en önemli farklardan birinin şirketlerin kârlılığı olduğu belirtildi. 1990’ların sonunda birçok teknoloji şirketinin yüksek değerlemelerinin, gelecekte elde edilmesi beklenen kârlara dayandığı, bugün ise piyasanın en büyük teknoloji şirketlerinin yüksek ve giderek artan kârlar elde ettiği aktarıldı. Dolayısıyla mevcut yapay zekâ rallisinin, sadece gerçekleşmemiş beklentiler üzerine kurulmuş bir yükselişten ibaret olmadığı kaydedildi.
Bunun yanı sıra Shiller F/K oranının tarihsel olarak çok yüksek seviyelere ulaşmasının, uzun vadede yatırım getirilerinin düşebileceğine ilişkin güçlü bir uyarı niteliğinde olduğu işaret edildi.
Okuyucu Yorumları 0 yorum