Programda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, kadınların sorunun değil çözümün parçası olduğunu söyledi. Arslan, Türkiye'nin ve dünyanın kadın konusundaki bakış açısının arzu ettikleri düzeyde olmadığını dile getirerek, "Kadını sorunla anan anlayışı reddediyoruz. Kadın sorunun kaynağı değil, çözümün odağıdır. Bu algıyı değiştirmek bize düşüyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Çünkü kadınların yaşadığı sorunların farkındayız" dedi.
Türkiye'de sendikalaşma oranının yaklaşık yüzde 15 olduğunu, kadınlarda ise bu oranın yüzde 8,7 civarında kaldığını aktaran Arslan, kayıtlı çalışan yaklaşık 17 milyon işçi içinde kadınların sayısının 6,9-7 milyon civarında olduğunu anlattı.
Arslan, kadın istihdamının Türkiye’de dünya ortalamasının altında olduğunu gördüklerine dikkati çekerek, "İlerleme ve çeşitli teşvikler var ancak buna rağmen hala ciddi bir açık söz konusu. Kadınların istihdamda yer almasında ve sendikalı olmasında önemli sorunlar yaşıyoruz. Bu durum, sendikal dünyada daha fazla yer almalarının önünde engel oluşturuyor" diye konuştu.
Sendikalarda da kadın temsilinin yetersiz olduğunu, konfederasyon yönetiminde kadın yöneticiler bulunduğunu ancak yönetim kurulunda kadın üye olmadığını, 21 sendikanın hiçbirinde ise kadın genel başkan yer almadığını aktaran Arslan, sağlık, gıda ve tekstil gibi kadınların yoğun çalıştığı sektörlerde üyelerin yaklaşık yarısının kadın olmasına rağmen yönetimlerde temsilin düşük kaldığını belirtti.
Arslan, "Bu mücadeleyi kadınlar da en az erkekler kadar yapabilir. Kendine güvenen, 'Ben bu işi başarırım.' diyen kadın sendikacılara ihtiyacımız var." diye konuştu.
Şubelerde kadın-erkek üye oranına göre delege dağılımı yaptıklarını belirten Arslan, "Kadın delegelerin oranını artırdık ancak delegelik yetmiyor, yönetimlerde yer almak gerekiyor. Burada hem sayısal yetersizlik hem de mücadele gücünün düşük olması nedeniyle sorunlar devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) "190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi"nin iş yerinde şiddet ve tacizle mücadelede küresel ölçekte ilk bağlayıcı sözleşme olduğunu dile getiren Arslan, şöyle devam etti:
"Uluslararası Çalışma Örgütünün yüzüncü yılında kabul edilen ve iş yerinde taciz ile şiddetle mücadeleyi düzenleyen sözleşmenin Türkiye tarafından onaylanması kampanyamız bizim için çok önemli. Özellikle C-190 sayılı sözleşmenin imzalanmasını istiyoruz. Çünkü bu tüm emekçileri ilgilendiriyor. İş yerinde taciz ve şiddetin varlığını dahi tam tespit edemediğimiz ülkemizde önce sözleşmenin imzalanması, ardından uygulanması için gerekli mekanizmaların kurulması gerekiyor."
HAK-İŞ Kadın Komitesi Başkanı Fatma Zengin ise yaptıkları araştırmada, kayıt dışı istihdam, örgütlenme, yeni istihdam modelleri, ev işçileri, göç ve iş-aile yaşam uyumu gibi başlıklarda veri toplandığını, buna ilişkin sonuçların 7 Mart'ta Ankara'da kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.
Zengin, ülkedeki nüfus hızının 1,48'e düştüğünü, nüfusun kendini yenileyebilmesi için bu oranın 2,1 olması gerektiğini kaydetti.
Toplu iş sözleşmelerinde kadınlara yönelik destekleyici düzenlemeler yaptıklarını belirten Zengin, "Doğum ve süt izinleri, kreş yardımları ve çalışma saatlerinin düzenlenmesi gibi maddelerle çalışan kadınları destekliyoruz." dedi.
Ev işçilerinin yüzde 97'sinin kayıt dışı çalıştığını, yaklaşık 1,3 milyon ev işçisinden sadece 44 bininin kayıtlı istihdamda yer aldığını ifade eden Zengin, HAK-İŞ olarak toplu iş sözleşmelerine kadınları destekleyen hükümler koyduklarını anlattı.
Zengin, sendikalaşma oranlarının düşük olması nedeniyle bu haklardan yararlanan kadın sayısının sınırlı kaldığını, örgütlenmenin artırılması gerektiğini kaydetti.
Program, kadın istihdamı ve iş yerinde şiddetin önlenmesi konularındaki çalıştaylarla devam etti.
Okuyucu Yorumları 0 yorum