HSBC Global Investment Research, 9 Şubat tarihli raporunda Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Raporda, makroekonomik koşulların destekleyici olduğu belirtilirken, siyasi ve jeopolitik risklerin yüksek seyrettiği ancak güçlenen politika tamponlarının bu riskleri kısmen dengelediği ifade edildi. Kurum, Türk lirası, yerel faizler ve hisse senetlerine yönelik olumlu görüşünü koruduğunu bildirdi.

HSBC, 2025 yılında iç ve dış şoklara rağmen ekonominin dayanıklılık gösterdiğini, 2026'da ise güçlü büyümenin süreceğini ancak dezenflasyon sürecinin daha yavaş bir tempoda ilerleyeceğini öngördü. Tüketici enflasyonunun Türkiye standartlarında "normal" kabul edilen yaklaşık yüzde 10 seviyesine 2028'den önce gerilemesinin beklenmediği kaydedildi.

Döviz strateji ekibinin tahminlerine göre dolar/TL'nin yıl sonunda 48,0 seviyesine ulaşacağı öngörüldü. Raporda, mevcut enflasyonun yüzde 30'un üzerinde seyrettiği dikkate alındığında bu beklentinin kurda sınırlı bir reel değerlenmeye işaret ettiği vurgulandı.
Yerel tahviller ve gelişmekte olan piyasa hisseleri için de olumlu görünüm korunurken, ocak ayında yabancı girişlerinin hızlandığı belirtildi. Yılbaşından bu yana yerel borçlanma araçlarına 1,2 milyar dolarlık yabancı girişi olduğu, 2025 genelinde ise bu tutarın 2,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği aktarıldı. Hisse senetlerinde yılbaşından bu yana 1,5 milyar dolar giriş kaydedildiği, geçen yıl toplam girişin 2,3 milyar dolar olduğu ifade edildi. Taşıma işlemlerine yönelik pozisyonlanmanın ise yaklaşık 50 milyar dolar düzeyinde bulunduğu belirtildi.
Raporda, 2026 ve sonrasında Türkiye'nin yatırım hikayesinin yalnızca bir "carry trade" temasından çıkıp dezenflasyon ve yapısal dönüşüm sürecine evrilip evrilemeyeceğinin belirleyici olacağına dikkat çekildi. HSBC, para politikasındaki ortodoks yaklaşımı desteklediğini belirtirken, kalıcı bir yapısal dönüşüm için daha kapsamlı reform adımlarına ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Okuyucu Yorumları 0 yorum