Piyasa yapıcı likidite sağlar.

Borsada işlem hacminin düştüğü anlarda, elinizdeki hisseyi satmak istediğinizde karşınızda gerçek bir yatırımcı bulamayabilirsiniz. Piyasa yapıcı kurumlar, tam bu tıkanma noktalarında devreye girerek tahtadaki işlem sürekliliğini korur. Görevleri, arz ve talep dengesini yapay olarak destekleyerek hissenin her an nakde çevrilebilmesini sağlamaktır. Bu sistem sayesinde yatırımcılar, likidite sıkışıklığı endişesi taşımadan güvenle pozisyon alabilirler.
Çift yönlü kotasyon girilir.
Piyasa yapıcı kurumlar, piyasayı pasif bir şekilde izlemek yerine emir sistemine sürekli müdahale ederler. Sisteme eş zamanlı olarak hem alış hem de satış teklifi ileterek çift taraflı fiyat taahhüdünde bulunurlar. Finans literatüründe "kotasyon vermek" olarak adlandırılan bu işlem, ekranda her zaman aktif bir fiyat aralığının görünmesini sağlar. Bu sayede yatırımcılar ne zaman işlem yapmak isterse istesin, karşılarında kurumsal bir muhatap bulurlar.
Fiyat dalgalanması engellenir.

Eğer piyasa yapıcılar olmasaydı, panik zamanlarında hisse fiyatları bir anda tabana çakılabilir ya da uçup gidebilirdi. Onların tahtaya koyduğu dengeli emirler, fiyatların aşırı sert ve mantıksız zıplamalar yapmasını engeller. Alış ve satış fiyatları arasındaki makasın çok açılmasına izin vermeyerek piyasayı bir nevi amortisör gibi korurlar. Bu da küçük yatırımcının ani fiyat şoklarıyla sarsılmasının önüne geçer.
Alıcı yoksa kurum alır.

Günün birinde elindeki hisseye piyasadan hiçbir normal yatırımcı alıcı çıkmayabilir. İşte o en yalnız kaldığın anda, piyasa yapıcı yasal zorunluluğu gereği kendi kasasını açar ve senin hisseni satın alır. Yani "kimse almıyor" dediğin noktada son kale olarak bu kurumlar devreye girer. Kendi portföylerini riske atarak senin nakde dönmene gönüllü rehberlik ederler.
Taban sınırı sorumluluğu kısıtlar.
Piyasa yapıcı kurumların sermaye güçleri sınırsız olmadığı için risk yönetim sistemleri yasal sınırlarla korunur. Hisse senedi günlük maksimum düşüş limitine ulaşıp taban fiyata geldiğinde, kurumun alım yapma zorunluluğu mevzuat gereği sona erer. Yoğun satış baskısının oluştuğu bu olağanüstü dönemlerde, kurum tüm satış emirlerini tek başına karşılamakla yükümlü değildir. Bu gibi ekstrem piyasa koşullarında yatırımcıların emirleri, borsanın standart öncelik kurallarına göre işlem sırasında beklemeye devam eder.
Peki bu kurumlar bu iyiliği neden yapıyor?

İşin içinde tamamen ticari bir mantık var. Alış fiyatını biraz aşağıda, satış fiyatını ise biraz yukarıda tutarak aradaki o küçük farktan para kazanırlar. Gün içinde binlerce kez bu alım-satım döndüğü için, o küçük kuruşlar devasa kârlara dönüşür. Ayrıca borsa yönetimi de piyasaya verdikleri bu emekten dolayı onlara ciddi komisyon indirimleri sağlar.
Her ticaret gibi bu işin de çok ciddi bir kumar ve risk boyutu var.

Piyasada büyük bir kriz çıktığında ve herkes deliler gibi satış yaparken, piyasa yapıcı mecburen o hisseleri fiyat düşerken de toplamak zorunda kalır. Eğer hisse dibe doğru çökerken elinde devasa bir stok kalırsa, kurum çok ciddi finansal zararlarla karşı karşıya gelebilir. Yani likidite sağlamanın bedelini bazen kendi ceplerinden ağır şekilde öderler.