TÜİK tarafından enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından emekli zammı ve memur zammı netlik kazandı. Memur maaşlarına ve emekli memur aylıklarına yüzde 18,60 oranında zam yapılacak. SGK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına da yüzde 12,19 oranında zam yapılacak. Zam oranlarının netlik kazanmasının ardından emur ve emekli zamlı maaş hesabı yapmaya devam ederken şimdi gözler en düşük emekli maaşı ile ilgili yapılması beklenen düzenlemeye çevrildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, en düşük emekli maaşı ile alakalı bir açıklama geldi.

Yılmaz, NTV canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, açıklamalarda bulundu. En düşük emekli aylığı düzenlemesiyle ilgili soru üzerine Yılmaz, en düşük emekli aylığının, prime dayalı olmadığını ve sosyal destek olarak görülebileceğini söyledi.
Yılmaz, son yıllarda en düşük emekli aylığına yapılan artışların enflasyon farkı kadar olduğunu anımsatarak, bu artışların Meclis tarafından kanunla yapılması gerektiğini belirtti.
Kamuoyunda en düşük emekli aylığı artışıyla ilgili "Enflasyon oranında mı olsun yoksa bunun üzerinde mi gerçekleşsin" şeklinde tartışmalar yaşandığına işaret eden Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bunun kararını vermek için elbette bir etki değerlendirmesi yapmanız gerekiyor. Malum 17 milyon civarında emeklimiz var. Dediğiniz gibi 4 milyon, limiti nerede koyacağınıza bağlı olarak belki daha fazla insanımızı ilgilendiren bir husus. Dolayısıyla bu ve benzeri konular karara bağlanmadan genellikle etki değerlendirmesi yapılır. Bunun bütçeye, kaynaklara yansımaları, ne kadar kişiyi etkileyeceği, imkanlarımız ölçüsünde neler yapılabileceği değerlendirilerek bir pozisyon belirlenir. Burada nihai karar, Meclisimizin."

Yılmaz, TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın bu konuda bir değerlendirme yapıldığına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak, "Kısa süre içinde bunlar sonuçlanacaktır. Biz her zaman imkanlarımızı sonuna kadar zorlayarak emeklimizin yanında olduk, enflasyona ezdirmedik ve bu prensibimizi genel anlamda hep devam ettirdik. İmkan buldukça bunun üzerinde ne yapabilirsek buna da her zaman olumlu bir perspektifle baktık." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara ilk geldiği günden bugüne kadar "enflasyona hiçbir kesimi ezdirmemek" prensibini ortaya koyduğunu belirten Yılmaz, "Biz 86 milyona hizmet etmek durumundayız. İmkanlarımız nispetinde bütün toplumsal kesimlerin taleplerine cevap vermek için gece gündüz çalışıyoruz. Ekonomimiz de çok şükür belli bir seyir içinde devam ediyor. Dolayısıyla büyüdükçe, imkanlarımız arttıkça bütün toplumsal kesimler gibi emekli kesimimizin taleplerine de elbette hiçbir zaman duyarsız kalmıyoruz." ifadelerini kullandı.

"2025, enflasyonla mücadelede nasıl bir yıl oldu? Hedeflenen sonuçlara ulaşıldı mı? Bu yıl sonu enflasyon verisinden memnun musunuz?" sorusu üzerine Yılmaz, 2024 yılının mayıs ayında dezenflasyon sürecinin başladığını ve enflasyonda yüzde 44,6'lık "ciddi" düşüş yaşandığını vurguladı.
Yılmaz, şu an enflasyonun yüzde 30,9 olduğunu anımsatarak, "Hedefimiz, 30'ların altıydı doğrusu ama tarım sektöründe maalesef çok olumsuz bir yıl yaşadık. Aynı yıl içinde hem don hem kuraklık. Dolayısıyla tarım sektöründe üçüncü çeyrekte yüzde 12 üzerinde bir daralma oldu. Tarımda son çeyrekte bir miktar daha toparlanma var. Ama yıl genelinde tarımda yüzde 6 civarında bir küçülme var. Tarımdaki bu konjonktürel durum, hem enflasyonu hem büyümeyi olumsuz etkiledi. Büyümemizi bir miktar aşağıya çekti, enflasyonuysa maalesef gıda fiyatları kanalıyla olumsuz etkiledi. 2026'da inşallah bu bazla gidersek tam tersine olumlu bir etki olacak. Sadece tarımda bunu yaşamasak bugün 20'li rakamlardan bahsediyor olacaktık." ifadelerini kullandı.
Enflasyonda arzu ettikleri seviyelere gelememelerinde etkili olan bir diğer faktörün ise "hizmet enflasyonundaki yapışkanlık ve beklentiler" olduğunu belirten Yılmaz, "Özellikle kira, eğitim, belli kalemler maalesef oralar biraz daha yapışkan. Oralarda da düşüş var. Hizmet enflasyonu, yüzde 44'e kadar indi. Ama işte genel enflasyonumuz 30,9. Mal enflasyonumuz, temel mallarda yüzde 17 küsura kadar düştü. Ama hizmet, bunu yukarıya çekiyor. Özellikle kira, eğitim gibi kalemler. Buralarda da bir kırılma başladı. Bunun etkilerinin devamını 2026'da göreceğiz inşallah. Bütün bunlara baktığımız zaman istikametimizin doğru olduğunu görüyoruz." şeklinde konuştu.
Yılmaz, Orta Vadeli Programın odağında "enflasyonu düşürmek" olduğuna dikkati çekerek, "Ocak ayı enflasyonu geldiğinde bir ay gecikmeli de olsa yüzde 30'un altını görmeyi bekliyoruz. Enflasyonumuzu 2026 sonuna geldiğimizde yüzde 20'nin altına düşürmeyi hedefliyoruz. 2027'de de tek haneye ülkemizi yeniden kavuşturmak için çalışıyoruz ve bunda da kararlıyız." dedi.
Bu yıl yüzde 20'nin altında bir enflasyon oranı hedefine ulaşacaklarına inandığını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Birincisi, para politikalarında sıkı disiplinli duruş devam edecek. İkincisi, bu yıl maliye politikalarımızda da daha iyi bir perspektifimiz var. 2025'i, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3 civarında kapatacağımızı tahmin ediyoruz. Bunu birkaç ay evvel 3,5 civarında tahmin ediyorduk ama son aylarda gelirlerimiz tahminlerimizin üstünde geldi. Dolayısıyla burada bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3'lere geldiğini görüyoruz. Maliye politikasından da enflasyonla mücadeleye daha fazla katkı geliyor."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi'ne ilişkin "Bu yıl bazı pilot uygulamalar yapmayı tasarlıyoruz. Gelecek yıl için ise tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmak istiyoruz." dedi.
Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi'nin AK Parti'nin seçim beyannamesinde yer aldığını anımsatan Yılmaz, bunun merkezinde ailenin olduğu, sosyal desteklerin daha entegre, daha sistematik bir hale getirildiği, belli bir minimum gelirin garanti edildiği, onun üstünde de çeşitli sosyal yardım modüllerinin tasarlanabileceği bir sistem olduğunu söyledi.

Yılmaz, bu sistemin istihdamı caydırıcı değil, tam aksine aileyi desteklerken özellikle çalışabilir durumda olan aile fertlerini iş gücü piyasasına yönlendiren bütüncül bir yaklaşım olduğunu aktararak, şöyle konuştu:
"Bununla ilgili epeydir çalışıyoruz, yaklaşık bir buçuk yıldır Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın koordinasyonunda. Ben de çeşitli toplantılara başkanlık yaptım. Bu konuda tam olgunlaştığında kamuoyuna daha detaylı bilgi vereceğiz. Bu yıl bazı pilot uygulamalar yapmayı tasarlıyoruz. Gelecek yıl için ise tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmak istiyoruz. Burada en önemli unsurlardan biri veri tabanı olacaktır. Bütün kamu verilerinin entegre edildiği bir yaklaşım içinde, kayıt dışılığı da düşündüğünüzde, çok güçlü bir veri entegrasyonuyla iyi bir sistematik içinde yeni ve daha bütüncül bir sosyal destek sistemi düşünüyoruz.

Son 23 yılda, kim ne derse desin, AK Parti hükümetleri ve Cumhur İttifakı dönemi, sosyal politikanın son derece güçlü olduğu bir dönem. 2026 bütçesinde de 900 milyarı aşan bir doğrudan sosyal destek bütçemiz var. Diğer yandan sadece enerji sübvansiyonları için 375 milyar civarında bir kaynağı bütçemize koymuş durumdayız. Sadece asgari ücretten vergi almamamızın kamuya getirdiği maliyet 1,1 trilyonun üzerinde. Yani bunları topladığınız zaman 2 trilyonu aşan bir sosyal destek bütçesi var zaten halihazırda. İşte bunu daha etkili, daha kapsayıcı hale getirme ve iş gücü piyasalarıyla da bunu daha entegre çalıştırma anlayışı içinde bir hazırlık yapıyoruz."
Okuyucu Yorumları 35 yorum