FİNANS

Kapat

DEİK'ten dış ticaret mesajı: "Oyun kurucu olmak için gözümüz dışarıda"

İş Konseyi seçimlerini tamamlayarak 2025-2027 faaliyet dönemine giriş yapan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), dünyada yaşanan sarsıcı jeopolitik gelişmeler ve küresel ticarette artan belirsizlikle azalan öngörülebilirlik faktörleri ışığında ticari diplomaside paradigma değişikliğine gidiyor. 33 ülke stratejisiyle özel sektörün dış ticarette odaklanacağı ülkeleri önceliklendiren DEİK, ticari diplomaside Türk iş dünyasının dış ticaretteki rotasını yeni dönemin kodlarıyla güncelleyecek.

DEİK'ten dış ticaret mesajı: "Oyun kurucu olmak için gözümüz dışarıda"

2020 yılından beri salgınla başlayıp sıcak savaşlar, ticaret savaşları ve korumacılık eğilimleri ile şekillenen yeni dünya düzeninde bir yandan belirsizliğin arttığını ancak bununla beraber fırsat alanlarının da ortaya çıktığını ifade eden DEİK Başkanı Nail Olpak, “Küresel ekonomi ve küresel ticaret tüm belirsizlik ortamına rağmen dirençli ve dinamik kalmaya devam ediyor. Tüm dünyayı etkileyen bu yeniden dengelenme sürecini iyi okumalı ve stratejilerimizi buna göre şekillendirmeliyiz. DEİK olarak ülkemizin dış ekonomik ilişkilerini yalnızca bugünün ihtiyaçları doğrultusunda değil; orta ve uzun vadeli hedefler, küresel dönüşümler ve Türkiye’nin stratejik vizyonu çerçevesinde ele alıyoruz. Biz de bu çerçevede mevcut stratejilerimizi geliştirme hedefiyle öncelikli 33 ülke belirledik ve buralara yönelik stratejimizi daha yakından takip etmeye başladık. Piyasa ortalaması olarak deriz ki, ticaretinizin yüzde 80’ini, müşterinizin yüzde 20’si le yaparsınız. Biz de 33 ülkeyi belirlerken, bu ülkelerin bizimle ekonomik ilişkilerindeki ağırlığına ve küresel ekonomideki ağırlıklarına baktık. Bu kapsamda G-20 ülkeleri yanı sıra, ülkemizin en çok ihracat yaptığı ülkeleri de stratejimizin bir parçası haline getirerek 33 ülkeye ekstra odaklandık. ABD’den Çin’e, Almanya’dan Rusya’ya, Brezilya’dan Mısır’a kadar uzanan geniş yelpazede listelenen bu 33 ülke özelinde strateji üretme, proje geliştirme, ticari diplomasi yürütme ve somut sonuç oluşturma sorumluluğumuzu artırdık.” dedi.

DEİK ten dış ticaret mesajı: "Oyun kurucu olmak için gözümüz dışarıda" 1

"TÜRKİYE'SİZ BİR AVRUPA SANAYİSİ DÜŞÜNÜLEMEZ"

Avrupa bölgesi özelinde yeni güncelin Made in Europe olduğunu vurgulayan Olpak, “Avrupa’ya olan yaklaşımımızda Gümrük Birliği’nin güncellenmesi önceliğimizdi. Bu yıl o önceliği de korurken, Avrupa’nın kendi sanayisini güçlendirmek için ortaya koyduğu Made in Europe yaklaşımı da yeni gündem maddemiz oldu. Yazılmadan söylenen, burada hedefin Asya Pasifik bölgesinde karşı bir korumanın olacağı. Avrupa sanayisinin güçlenmesine elbette karşı değiliz. Ancak 30 yıldır Avrupa’nın sanayisi ile entegre olmuş, üretimde güçlü kaslara sahip bir Türkiye’nin, bu yaklaşım sebebiyle oyunun dışında kalacağı bir senaryoyu da kabul edemeyiz. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Avrupa nezdinde en önemli lobi faaliyetimiz bu olacak. Avrupa’nın yakın zamanda gündeme getirdiği bir diğer konu da 150 Avro e-ticarette uygulanan gümrüksüz geçiş muafiyetinin kaldırılması ve tüm ürünlerden ek gümrük vergisi alınması. Gümrük Birliği üyesi olan ülkemizin bu uygulamadan muaf tutulması da bir diğer odak noktamız. Çin’e karşı getirilen bu gümrük uygulamasından ülkemiz muaf tutulduğu zaman, lojistik yakınlığımız ile rekabet avantajımız olacak.” diye konuştu.

"ABD, TRUMP'IN İKİNCİ DÖNEMİNDE KENDİNE GÜVENİLİR İŞ ORTAKLARI ARIYOR"

Amerika özelinde de önemli açıklamalarda bulunan DEİK Başkanı Nail Olpak, “ABD, Çin ile ticaret savaşına Sayın Trump’ın önceki başkanlık döneminde başladı ancak bir yandan da kendine güvenilir iş ortakları arıyor. Bu kapsamda hem gelişmiş üretim kapasitemiz hem de ABD ile olan mevcut yatırım ve ticari ilişkilerimizi kullanarak, Cumhurbaşkanımız ve Trump’ın ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ikili ticaret hacmini sahiplenmelerinin de ivmesiyle ilerliyoruz. Bu kapsamda eyalet ve sektör bazlı kriterlerle ABD pazarına yönelik stratejik çalışmalar yürütürken, ABD'li yatırımcıların ve finans kuruluşlarının ülkemize daha fazla ve daha nitelikli yatırım sağlamaları hedefi ve başta Afrika ve Orta Asya olmak üzere Türk firmalarıyla ortak girişimlerde bulunmaları için ticari diplomasi faaliyetleri yürütüyoruz.” dedi.

"AFRİKA'DA HALA TEMEL SORUN FİNANSMANA ERİŞİM"

Afrika’daki yatırım ve alt yapı projelerinde üçüncü ülkelerle iş birliğinin önemine dikkat çeken Olpak, “Afrika bölgesinde ciddi yatırım ve alt yapı projeleri imkanları var, ancak buradaki temel sorun finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar. Bölgedeki rekabet içinde olduğumuz ülkelere karşı tek dezavantajlı olduğumuz nokta da burası. Bunun için yatırım projelerine finans sağlayacak Avrupa ve Amerikalı finans sağlayıcılar ile birlikte burada daha fazla aktif olma stratejimiz var.” dedi.

Ortadoğu ve Körfez Bölgesi’ndeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve Türk iş dünyasına yansımalarını ciddi biçimde ele aldıklarını belirten Olpak, “Ortadoğu ve Körfez Bölgesi diyoruz ama aslında bu bölgede denkleme Kuzey Afrika’yı da dahil etmemiz lazım. Avrupa’dan sonra en çok ticari ve yatırım ilişkilerimizin geliştiği, ekonomilerimizin entegre olduğu bölge. Son dönemde Suriye, İran ve Yemen üzerinden yaşanan sıkıntılı jeopolitik gelişmelerin de en çok hissedildiği bölgelerden birisi olsa da, bölgedeki ülkelerle olan siyasi diyaloglarımızın üst seviyeye çıkmasıyla birlikte Ortadoğu ve Körfez ülkeleri Türkiye için önemli bir ticaret ve yatırım iş birliği olan bölgelerden birisi olmaya devam edecek. Biz de DEİK olarak bölge özelinde ikili ticaret ve karşılıklı yatırımlar nezdinde muhataplarımızla daha fazla ticaret için gerekli adımları atmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu.

DEİK perspektifiyle Asya Pasifik Bölgesi için de değerlendirmelerde bulunan Olpak, “Orta Asya ise Çin ve genelde Asya Pasifik ile batı arasında köprü vazifesi görmesi açısından önemli bir bölge. Son dönemde ABD’nin bölgeye olan ilgisinin arttığını da görüyoruz. ABD’nin Özbekistan ile yaptığı anlaşmayı bu çerçevede okumak lazım. Bu yaklaşımları ortak yatırımlarla fırsata çevirebiliriz. Hatırlanacağı üzere 1990’lı yıllarda bölgedeki ülkeler bağımsızlığını kazanmaya başladıkları zaman ABD’nin bölgeye olan ilgisi Türk firmalar üzerinden yatırımlara dönüşmüştü. Asya Pasifik bölgesi ticari dengesizliğimizin en yüksek olduğu bölge ve bu dengesizliği kısa vadede önlemek mümkün olmasa da, bölgedeki Çin, Japonya ve Güney Kore gibi gelişmiş ülkelerin ülkemizdeki nitelikli yatırımlarını artırma noktasında çabalarımız devam edecek” dedi.

"2026 İÇİN NİSPETEN DAHA UMUTLUYUZ"

Yeni yılda finansal koşulların iş dünyası açısından nispeten daha pozitif seyretmesini beklediklerini ifade eden Olpak, “Ülkemizde enflasyonla mücadele programı devam ediyor. 2025 yılında sanayici ve ihracatçılarımız açısından, rekabet ve finansman sorunları ön planda olmuş ve her şey piyasanın beklentisi doğrultusunda gitmemişti. Ancak tüm zorluklara rağmen ülke olarak yüzde 4’e yaklaşan bir büyüme oranı, 273 milyar doları aşan bir mal ihracatı ve 123 milyar doları aşan bir hizmet ihracatına ulaştık. Toplam dış ticaretimiz de 820 milyar dolar oldu. 2026 yılının reform yılı ilan edilmesinin de etkisiyle, finansal koşulların ve yatırım ortamının daha elverişli olacağını düşünüyoruz.” dedi.

"SON ÜÇ DÖNEMDE ÜYE SAYIMIZI İKİYE KATLADIK"

Seçimli Olağan İş Konseyleri Genel Kurulları ile ortaya çıkan tablonun DEİK’in doğru yolda olduğunu bir kez daha ispatladığını dile getiren Olpak, “DEİK, gönüllük esasıyla üye olunan ve Türk özel sektörünü 41 yıldır dünyaya açan bir pencere. İyi işler yapılıyor ki, DEİK ailesinin bir ferdi olma arzusu ve katılım oranı her geçen yıl artıyor. Son 3 seçimin analizi yaptığımızda, örneğin üyelik sayımızın ikiye katlandığını görüyoruz. Bu başarı DEİK’in doğru işler yaptığını, Türk iş dünyasına katma değer ürettiğini tasdikler nitelikte. İş Konseyi Başkanlığı adaylıklarında 3 dönem önce 134 rakamını konuşurken bugün 204 aday ile seçim gerçekleştiren bir DEİK ailesi var. Çoğulcu yaklaşım ve ortak aklın hakim olduğu bir ortamda, ticari diplomaside daha iyisini yapma hedefi olan iş insanlarımızın nezaketle yarıştığı bir kültürümüzün olması hepimizin değerli bir kazanımı oldu. Yüzde 76 gibi yüksek bir katılımla 151 İş Konseyi Başkanımız'ın seçildiği seçimler sonucunda; 78 İş Konseyi Başkanımız değişti. Bu değişimde, 48 üyemiz ilk defa İş Konseyi Başkanı oldu. 73 Başkanımız da görevlerine tekrar seçildi. 15 kadın Başkanımız ise ticari diplomaside gücümüze güç katacak.” şeklinde konuştu.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum

En Çok Aranan Haberler

Kapat