1. Ay başında gelen ödemelerle göz göze gelme anı.

Takvim ayın birine döndüğü anda zihninde otomatik bir liste açılır: kira, maaşlar, faturalar, vergiler… Henüz daha kahveni bile bitirmeden Bu ay nasıl olacak? sorusu aklına düşer. Ay başı, çoğu işletme sahibi için motivasyon değil, hesap kitap zamanıdır.
2. Tahsilatların yine gecikmesi.

Fatura kesilmiş, iş yapılmış ama para hâlâ ortada yoktur. Karşı taraf yine “Bu hafta yatırıyorum” demiştir ama o hafta bir türlü gelmez. Sen her sabah hesaba bakarken, içten içe sinirin de büyür. Bu bekleyiş, ayın en sessiz ama en yıpratıcı streslerinden biridir.
3. Çalışan maaşlarını eksiksiz yatırma kaygısı.

Kendi kazancını bir şekilde ertelersin ama çalışan maaşı ertelenmez. O para hesapta olmalı, zamanında yatmalı. Çünkü biliyorsun ki insanların hayatı buna bağlı. İşte bu sorumluluk ve bu sorumluluk bilinci, patronluğun en değerli gerçeklerden biri.
4. Beklenmedik masrafların “tam zamanı şimdi” demesi.

Makine bozulur, bilgisayar çöker, ofiste bir şey mutlaka eksilir. Sanki her ay, tam da planlar yerine oturmuşken yeni bir masraf çıkmak için pusuda bekler.
5. Satışların geçen aya göre düşmüş olması.

Rakamlar önüne geldiğinde ilk yıkılış... Nerede hata yaptık? diye düşünürsün. Oysa bazen sebep çok nettir; piyasa durgundur, sezon düşüktür. Ama yine de bu düşüş, insanın içini kemirir. Çünkü işletme sahibi olmak, sayılarla duygusal bağ kurmak demektir.
6. Ay ortasında motivasyonun ciddi şekilde düşmesi.

Ay başındaki planlar yapılmıştır ama sonuçlar henüz gelmemiştir. Ay sonuna daha vardır ve o arada bir boşluk hissi oluşur. Ne tam rahatlayabilirsin ne de net bir şey görebilirsin. İşte o ara dönem, zihinsel yorgunluğun en yoğun olduğu zamandır.
7. Herkese güçlü görünme zorunluluğu.

İçeride fırtınalar kopsa da dışarıya bunu pek yansıtamazsın. Ekibe, müşterilere, iş ortaklarına karşı “kontrol bende” duruşu sergilemen gerekir. Bazen en yorucu şey işin kendisi değil, o güçlü duruşu korumaktır.
8. Resmî işlerin ay sonunda tekrar gündeme gelmesi.

Belgeler, bildirimler, beyanlar… Ay sonu yaklaştıkça "Bunu atlamadık değil mi?" sorusu defalarca sorulur. Küçük bir hata büyük bir sorun yaratabileceği için, bu süreç hep ekstra bir dikkat ve stres gerektirir.
9. Kendi maaşını yine en sona bırakmak.

Herkesin alacağı ödenmiştir, işletme ayakta tutulmuştur ama sıra sana gelince biraz duraksarsın. “Bu ay da böyle olsun” deyip kendi kazancını geri plana atarsın. İşletme sahiplerinin pek konuşmadığı ama sık yaşadığı bir durumdur bu.
10. Gelecek ayı şimdiden düşünmeye başlamak.

Ay bitmeden yeni ayın planları kafanda dönmeye başlar. Yeni hedefler, yeni giderler, yeni riskler… Daha bu ay tam kapanmamışken zihnin çoktan bir sonraki ayın stresine geçmiştir.
11. İşle özel hayatın birbirine karışması.

Akşam yemeğinde bile aklın iştedir. Telefonun bir kenarda, bildirim sesi kulağın tetikte. İşletme sahibi olmak, mesai saatlerini kafanda kapatamamaktır. Bu da ay boyunca biriken görünmez bir yorgunluk yaratır.
12. “Buna gerçekten değiyor mu?” sorusunu ayda en az bir kez sormak.

En dürüst an burasıdır. Her işletme sahibi ayda en az bir kez durup bunu düşünür. Sonra genelde aynı cevabı verir: “Zor ama benim yolum bu.” Ve ertesi gün yine işin başına geçilir.