Orta Doğu'da şubat ayında patlak veren gerilimlerin petrol tedarikinde önemli rolü bulunan Hürmüz Boğazı'ndaki geçişleri gölgelemesiyle enerji maliyetleri arttı. Bu süreçte Brent petrolün varil fiyatı 100 doları aşarken, Avrupa ve Türkiye'de elektrikli ve hibrit araçlara eğilimin güçlendiği gözlemleniyor.

Benzinli otomobiller hala en güçlü kategori olmayı sürdürse de toplam satışlardan aldığı pay hızla azalıyor.
Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneğinin (ODMD) ocak-ağustos verilerine göre, Türkiye'de bu dönemde 230 bin 341 benzinli ve 33 bin 354 dizel araç satıldı. Benzinli araçların toplam yeni otomobil satışları içindeki payı yüzde 40,8, dizel otomobillerin payı da yüzde 5,9 oldu.
Geçen yılın aynı döneminde benzinli araç satışı 304 bin 618, dizel araç satışı 52 bin 253 olurken, toplam satışlardaki payları sırasıyla yüzde 46,5 ve yüzde 8 olarak kaydedilmişti. Böylece benzinli araçların toplam satışlardaki payı son bir yılda 5,7 puan, dizel araçların ise 2,1 puan azaldı.
Aynı dönemde hibrit araçların payı güçlü şekilde yükselirken, elektrikli araçların toplam satışlar içindeki ağırlığı yüzde 20 sınırına yaklaştı.
Bu yılın ocak-ağustos döneminde 187 bin 45 hibrit araç, 105 bin 951 elektrikli otomobil satıldı. Hibrit araçların toplam satışlar içindeki payı yüzde 33,1, elektrikli araçlarınki ise yüzde 18,8 olarak gerçekleşti.
2025'in aynı döneminde hibrit araçların satış payı yüzde 26,3 seviyesindeydi. Böylece hibrit araçların payı 6,8 puan arttı. Elektrikli otomobillerin toplam satışlar içindeki payı ise söz konusu dönemde yüzde 18,5'ten yüzde 18,8'e çıktı.
Söz konusu dönemde hibrit ve elektrikli araçların toplam satışları, benzinli araçları geride bıraktı. Hibrit ve elektrikli araçların toplam satışı 292 bin 996 olurken, bu araçların toplam satışlar içindeki payı yüzde 51,9 olarak hesaplandı.
Böylece Türkiye'de bu dönemde satılan her iki otomobilden biri hibrit veya elektrikli oldu. Pazarda benzinli otomobil hala lider konumda bulunsa da payındaki gerileme dikkati çekiyor.
Türkiye'de genel otomobil satışları ise yılın ocak-ağustos döneminde geçen yıla göre yüzde 13,78 daralarak 564 bin 241 adet olarak gerçekleşti.
Söz konusu dönüşümün dünya genelinde hız kazandığı verilerle ortaya konuldu. Londra merkezli veri analiz şirketi Benchmark Mineral Intelligence, ağustos ayına ilişkin küresel elektrikli araç satış verilerini yayımladı.
Verilere göre, dünya genelinde yılın ocak-ağustos döneminde satılan elektrikli araç sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 13,4 milyona çıktı. Dünyada ağustosta 1,83 milyon elektrikli araç satılırken, bu rakam satışların geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 arttığını gösterdi.
Avrupa'da elektrikli araç satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 36 artarak 380 bine ulaştı. Bölgede satışlar temmuz ayına göre ise yaz dönemindeki mevsimsel yavaşlamanın etkisiyle yüzde 15 geriledi. Avrupa'da yılın ilk 8 ayında elektrikli araç satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 3,3 milyona çıktı.
Dünyanın en büyük elektrikli araç pazarı Çin'de ağustos satışları yıllık bazda yüzde 11 azalarak 1,03 milyon oldu. Çin'de ocak-ağustos dönemindeki elektrikli araç satışları da yüzde 12 gerileyerek 6,9 milyon seviyesinde gerçekleşti.
Kuzey Amerika'da elektrikli araç satışları ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33 azalarak 140 bine geriledi. Yılın ilk 8 ayında bölgedeki satışlar yüzde 21 düşüşle 1 milyon seviyesinde kaldı.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Tiftik, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, dünya genelinde akaryakıt fiyatlarındaki artışların tüketicinin araç satın alma kararında yakıt tüketimi ve toplam kullanım maliyetini daha fazla dikkate almasına neden olduğunu söyledi.
Tiftik, özellikle petrol fiyatlarının yükseldiği dönemlerde tüketicinin yalnızca aracın satın alma fiyatına değil, kullanım süresince ortaya çıkacak maliyetlere de daha fazla odaklandığını gördüklerini bildirdi.
Türkiye'deki gelişmeleri sadece akaryakıt fiyatlarındaki artış üzerinden değerlendirmemek gerektiğini kaydeden Tiftik, şöyle devam etti:
"Burada otomotivde devam eden teknolojik dönüşümün ve tüketicinin daha verimli araçlara yönelmesinin de önemli bir etkisi var. 2026'nın 8 aylık verileri bu değişimi açık şekilde ortaya koyuyor. Benzinli otomobillerin pazar payı geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 46,5 seviyesinden yüzde 40,8'e gerilerken, hibrit araçların payı yüzde 26,3'ten yüzde 33,1'e yükseldi. Elektrikli araçların payı da yüzde 18,5'ten yüzde 18,8'e çıktı. Burada özellikle hibrit araçlardaki yükselişin üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü hibritler tüketiciye bir yandan yakıt tüketimini ve kullanım maliyetini azaltma imkanı sunarken, diğer yandan günlük kullanım alışkanlıklarında çok büyük bir değişiklik gerektirmiyor. Şarj altyapısının kullanım kolaylığı, menzil konusunda oluşabilecek soru işaretleri veya tüketicinin tamamen elektrikli bir araca geçiş konusunda henüz hazır olmaması gibi unsurlar da hibritleri önemli bir ara çözüm haline getiriyor."
Tiftik, Türkiye'de tüketicinin tek bir teknolojiye yönelmediğini, farklı teknolojileri kullanım ihtiyacı, maliyet ve finansman imkanları açısından birlikte değerlendirdiğini belirtti.
Elektrikli araçlarda ise pazar payının korunmuş olmasının önemli olduğuna işaret eden Tiftik, "Adet bazında geçen yılın aynı dönemine göre gerileme yaşanmasına rağmen, elektrikli araçların toplam otomobil pazarı içindeki payının yüzde 18,8 seviyesinde kalması, dönüşümün devam ettiğini gösteriyor. Dolayısıyla Türkiye'de elektrikli araçlara olan ilginin geçici bir eğilimden ziyade, otomotiv pazarının kalıcı dönüşüm başlıklarından biri haline geldiğini düşünüyoruz. Bununla birlikte bu dönüşümün hızında araç fiyatları, model çeşitliliği, şarj altyapısı ve finansmana erişim gibi faktörler belirleyici olmaya devam edecek. Önümüzdeki dönemde enerji fiyatlarındaki gelişmelerin bu dönüşümü destekleyen unsurlardan biri olacağını düşünüyorum." diye konuştu.

ING Group Kıdemli Ulaşım ve Lojistik Sektör Ekonomisti Rico Luman da ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın başlaması ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların kısıtlanmasından bu yana akaryakıt ekonomisinin belirgin şekilde değiştiğini söyledi.
Luman, bu durumun özellikle tedariki Hürmüz krizinden en çok etkilenen dizel araçlar için geçerli olduğuna işaret ederek, bunun haricinde benzin için de benzer bir tablonun söz konusu olduğunu belirtti.
Varil başına yaklaşık 105 dolar seviyesinde olan Brent petrolün Türkiye'deki etkisinin oldukça büyük olduğunu kaydeden Luman, "Özellikle yılda yaklaşık 15 bin kilometre veya daha fazla yol yapıyorsanız, elektrikli araç tercihi finansal açıdan şimdiden cazip hale gelebilmekte. Türkiye'de elektrikli araç pazar payının yatay bir seyre girmesi dikkat çekici, çünkü AB'de elektrikli araç payı, en azından kısmen daha da iyileşen akaryakıt ekonomisinin etkisiyle son 5 ayda bir ivmelenme yaşadı." diye konuştu.
Luman, Türkiye'nin şarj altyapısının gelişmeye devam ettiğini vurgulayarak, piyasaya giderek daha fazla elektrikli araç modeli sunulduğunu ve bu sürecin hala devam ettiğini bildirdi.
Okuyucu Yorumları 0 yorum