Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, gündemden düşmeyen Ankara'daki su sorunuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Bakan Yumaklı, baraj yapmanın belediyelerin görevi olduğunu ve Ankara'da su sıkıntısı yaşanıyorsa bunun yalnızca beceriksizlikle açılanabileceğini dile getirdi. CNN Türk ekranlarında yayınlanan Tarafsız Bölge programına katılan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı;

"DSİ pek çok ülkede örnek alınan bir kurum. İmza eserlerin çoğunu bizim mühendislerimiz yaptı. Örneğin Yusufeli Barajı. En son örnek olarak bunu diyebilirim. Türkiye'de suyun yüzde 79'u tarımsal sulamada kullanılıyor. Bu oran normaldir. Tarımsal üretim için su çok önemli. Yüzde 11'i içme suyu, yüzde 10'u da sanayide kullanılır. Bizim ülkemizdeki mevcut dağılım bu. Bu suyun kullanımında öncelik sırası vardır. İçme ve kullanma suyu birinci sıradadır. İkincisi çevresel su ihtiyacıdır. İkincisi ise habitatın yaşaması ihtiyaç duyulan su. Üçüncü tarımsal sulama, dördüncü sırada enerji ve beşinci sırada da turizm ve ticari kullanım vardır.
Önceliğiniz içme suyu ise diğerlerini kısmalısınız. İçme suyunda eksiklik kabul edilemez. Bu sadece bakanlığın ve DSİ'nin değil Türkiye'nin önceliğidir. Ben bunu tanımıyorum diyemezsiniz. Görev yetki ve sorumluluklar da bu önceliklerden gider. Bu öncelik sırasına göre hareket edeceksiniz.Suyun kullanılmasıyla ilgili yetkili görevli kim ise onların dikkat etmesi gereken hususlar. Bu suyu sağlamak için gerekli altyapıya sahipsiniz. 'Önceliği şuna verdim' diyemezsiniz. Bu sıralamada yasal düzenlemelerde de bu çerçeveye gelecek.
Kanunlar kurumların sınırlarını çizer ve onlara sorumluluk verir. İki tür belediye var. Büyükşehir olanlar ve olmayanlar. Büyükşehir olanlar için 5216 sayılı kanun var. Bu kanunun 7. maddesi "Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek, bunun için gerekli baraj ve diğer tesisleri kurmak, kurdurmak ve işletmek; derelerin ıslahını yapmak; kaynak suyu veya arıtma sonunda üretilen suları pazarlamak büyükşehir belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları arasındadır" diyor. Diğer belediyeleri için de aynı şey geçerli.

Yerleşim yerilene içme, kullanma ve endüstri suyu temini hakkındaki kanun şöyle; "Kamu yatırım programında yer almak şartıyla belediye teşkilatı olan yerleşim yerlerinin içme kullanma ve endüstri suyunun temini hizmetleri ile devlet su işleri genel müdürlüğünün sağlık ve çevre açısında acil tedbirler alınması gerekli gördüğü öncelikli atık su arıtma ile ilgili yatırım hizmetleri için gelecek yıllar yaygın yüklenmeleri girişmeye DSİ Genel Müdürlüğü yetkilidir." Burada sadece DSİ yetkilidir diyor. Diğer kanun maddesinde görev, yetki ve sorumluluğundadır diyordu. Bu kanuna göre belediye talep ederse DSİ yapar. DSİ şarta bağladır. Talep alınır ve kamu yatırım programında yer alır. Böylece belediyeyle beraber çalışıyoruz. Maliyetine mutabıksa protokol imzalıyoruz. Belediye mutabakata bağlı geri ödeme yapıyor.
İçme suyu yatırımlarda iki yol vardır. Birinci yol şu; Belediye içme suyu yatırım yapmak için DSİ'den su kullanım izni alır. Suyu kullanmak isteyen DSİ'den tahsis ister. DSİ de onay verir. İzin aldıktan belediye barajı sale hattını yapar. Sonra da depo ve şebeke hattı yapımını yerel yönetimler su idareleri yapar. İkinci yol ise şu; Eğer iş belediyenin boyunu aşıyorsa; belediye, DSİ'den yatırım talebinde bulunur. DSİ değerlendiririr ve protokol aşamasına geçilir. Sonra DSİ ve yerel yönetimler arasında geri ödeme protokolü yapılır. DSİ baraj ve isale hattının devrini yapar. En sonda depo ve şebeke hattı yapımını yerel yönetimler su idareleri yapar. İstanbul'da bidon bidon su için geziyorduk. Cumhurbaşkanımız, belediye başkanımızken Büyükdere, Sultanbahçedere, Kuzludere, Düzdere, Kazandere barajlarını ve Elmalıdere regülatörünü yaptı. 1995 ve 1998 yılları arasında bunları yaptı. O dönemde su sorununun çözülmesinde bu barajların önemi çok büyük. Başbakanlığı döneminde de diğer büyük barajları yaptırdı. Bu barajların hepsini İstanbul'un kaynaklarıyla yaptı.
2007 yılında Ankara'da ASKİ tarafından Kavşakkaya Barajı yapıldı. Kocaeli'de 1998'de Yuvacık Barajı yapıldı. Kocaeli'de 2014 yılında Namazgah Barajı yapıldı. Bunları belediyeler yaptı. Hizmet götüremediğinizde 'ben sorumlu değilim' demek sorumsuzluktur.

Belediye tüm kurallara uyuyorsa iş birliği yapıyoruz. Partisine vs bakmıyoruz. Bunun örnekleri var. "Biz hizmet için partisine bakmayız" diyor Cumhurbaşkanımız. Cumhurbaşkanımız böyle derken ben neden tersini düşünüm. Hiçbir belediye şunu söyleyemez "Ben istedim, evet dediler". Hayır böyle bir şey yok. Böyle çalışmayız. Mühendisler çalışır. "Paşa gönlüm istedi kabul ettim, istemedi reddettim" gibi bir şey olamaz. Türkiye böyle bir ülke değil.
Gerede sistemini anlatmak için Ankara'nın su sistemini anlatmam lazım. Ankara'da tüm vatandaşlarımızın evine gelen suyun nasıl geldiğini anlatan grafik bu. 3 tane sistemden geliyor Ankara'ya su. Bir tanesi Çamlıdere Barajı'ndan iletim hatlarıyla İvedik Arıtma Tesisi 'ne geliyor. Bu hattı oluşturan en önemli su kaynağı Ulusu Çayı üzerinden Çamlıdere Barajı'na akan oradan da İvedik Arıtma Tesisi 'ne geliyor. Buradan da dağıtılıyor. Buna Gerede sistemi deniyor. Gerede sisteminde su gelip gelmemesiyle ilgili Ankara'nın yaşadığı su sorununun birbiriyle alakası yok.
İkincisi Kurt Boğazı hattı denilen hat, İvedik Arıtma Tesisi 'ne geliyor. Buradan da Ankara'ya dağılıyor. Üçüncü hatta, Kesikköprü Barajı'ndan arıtma tesisine gelir. İvedik Arıtma Tesisi'nden yine dağıtılıyor. 3 hattan bu tesise su gelir ve Ankara'ya su dağıtılır.

2023 yılından itibaren hep şunu söylüyoruz; "Belediyeler kuraklığı dikkate alarak bazı hususlara dikkat etmek zorundalar." Denge gözetilmeli. Bir hattan çok alıp diğer hattan az almayın diyoruz. Ankara'da şöyle oldu; Kesikköprü Barajı'ndan arıtma tesisinden su gelirken bir elektrik gideri oluştuğu için Çamlıdere Barajı'ndan gelen suya yüklenildi. Çünkü kendi basıncıyla geliyor. Böylelikle Çamlıdere Barajı'nın seviyesi düştü. Çok su çekildiği için buharlaşma oldu ve kış aylarındaki gibi yaz aylarında çok su olmadı. "Yazın almanız gereken yerden kışın su almayın" diyoruz. Çamlıdere Barajı'ndan o kadar çok su çektiler ki barajın kendi basıncıyla gelen su miktarı aldı ve arıtma tesisine su alamadılar. Çünkü basıncını kaybetti. Böyle bir durumu öngörmeleri gerekiyordu. Burada basıncı sağlayacak pompa sistemi kurmaları gerekiyordu. Bunlar bu sistemi hazırlayana kadar vatandaşlarımız su sorunu çekti. Bu kadar basit ve komik bir durum.
Eylül ayında sayın Başkan beni aradı. "Su problemi yaşayacağız gibi görünüyor. Çankırı sınırlarında Koyunbaba Barajı var. Bana buradan su verir misiniz?" dedi. Ben de "Başkanım ne gerekiyorsa yaparız. Siz çalışmalarınızı yapın ve gönderin" dedim. Ekipler görüştü. "Bana 3 ay için 9 milyon metreküplük su lazım. Bu suyu almama izin verirseniz bir hat çekeceğim. Bu benim için problem olmaz" dedi. Bizim arkadaşlar da "Tamam" demiş. Ama hala yapacaklar. Aldığı izinle beraber hattı çekmesi gerekiyordu ama yapmadı. Bütün kaynaklar Ankara'ya yetiyor. Su sıkıntısı yaşanmasının sebebi beceriksizlik. Bir de kayıp kaçak hadisesi var. Barajdan arıtma tesisine veriyorsunuz. 100 birim su olsun bu. Çeşmeyi açtığınızda 60 birim su geliyor. Kayıp kaçak hadisesi bu. Bunu binlerce sebebi olabilir. Buna belediyenin bakması gerekiyor. Yüzde 20 seviyesine inmek istiyoruz burada. Ankara'da yüzde 47. Arıtma tesisine gelen suyu vatandaşınıza aktaramıyorsunuz. Bu da belediyelerin yapmak istemediği bir şey. Ankara'da yaşadığı sorun kuraklıkla ilgili değil. Ankara'da yaşanan sorun beceriksizlik.
ABB Başkanı Mansur Yavaş
Özgür Bey her zamanki gibi yanlış bir şey söylemiş. 1 Mayıs'tan 31 Ekim'e kadar 2024 yılında 15.4 milyon metreküp, 2025 yılında da 12.8 milyon metreküp su akmıştır. Mansur Yavaş "Çamlıdere'den hat getiriyoruz. Biz yapıyoruz. Parasını biz ödüyoruz. Açılışını yapıyorlar bizi de davet etmiyorlar" açıklamasını yapmıştı. Hazine Maliye Bakanlığımız parayı temin ediyor. ABB "Ben bunu öderim" diyor. Yatırım planımızı aldık ve projeyi 2027'de bitireceğiz dedik. Ama 2026'da bitireceğiz. Burada temel atma töreni yapıldı. Ben ve Mansur Yavaş davet edildik. ASKİ Genel Müdürü katıldı. Ben de katılamadım. Mansur Yavaş'ın yaptığı bir tane baraj yok. Olmayan bir şeyi söylüyorlar. 7 yılda baraj yapılır. İstenirse yapılır.
2054 yılına kadar yapılan Master Planı'nda bazı su kaynaklarını istemişler. Biz de vermişiz bazılarını. DSİ hidrojelik test yaptı. Kesikköprü Barajı'na 2029 sonrası için 200 milyon metreküplük yatırım yapalım demişler. Biz de burada bu kadar su yok. 2029 sonrası garanti su 100 milyon metreküp, B nedenle Batı Karadeniz'deki havzalarını bakın demişiz.
Okuyucu Yorumları 0 yorum