FİNANS

Kapat

Türk iş dünyasından AB’ye net mesaj: "Türkiye, Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır"

DEİK’in “Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona” başlıklı basın buluşmasında konuşan Mehmet Ali Yalçındağ ve Nail Olpak, Türkiye’nin Avrupa için stratejik ve vazgeçilmez bir ortak olduğuna dikkat çekti. Öte yandan Türk iş dünyası, AB liderlerine hitaben yayımladığı açık mektupla, Türkiye–AB ilişkilerindeki durgunluğun artık yalnızca ikili bir sorun değil, Avrupa’nın küresel rekabet gücünü ve stratejik geleceğini doğrudan etkileyen bir mesele haline geldiği uyarısında bulundu.

Türk iş dünyasından AB’ye net mesaj: "Türkiye, Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır"

DEİK tarafından düzenlenen “Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona” başlıklı basın buluşmasında, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ve stratejik ilişkilerin geleceği masaya yatırıldı. Toplantıda konuşan DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ile DEİK Başkanı Nail Olpak, küresel dengelerin hızla değiştiği bir dönemde Türkiye’nin Avrupa’nın ekonomik, teknolojik ve stratejik hedefleri açısından ayrılmaz bir ortak olduğunu vurguladı.

Türk iş dünyasından AB’ye net mesaj: "Türkiye, Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır" 1

“TÜRKİYE, AVRUPA’NIN GELECEĞİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASI”

DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, “Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona” başlıklı basın buluşmasında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki yalnızca diplomatik bir başlık değildir; bu ilişki aynı zamanda ekonomik entegrasyon, ortak üretim ve karşılıklı bağımlılık demektir. Bugün Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı; Türkiye ise AB’nin 5’inci büyük ticaret ortağıdır. Yatırımlar, turizm, finansal hareketler ve sermaye akımları gibi tüm göstergeler, Avrupa’nın Türkiye açısından ne kadar merkezi bir yerde durduğunu açıkça gösteriyor.”

Türk iş dünyasından AB’ye net mesaj: "Türkiye, Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır" 2

“Küresel güç dengeleri hızla değişiyor. Yapay zeka ve ileri teknolojiler ekonomileri baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Böyle bir ortamda Avrupa’nın stratejik bütünlüğünü güçlendirmesi ve yakın çevresiyle daha derin bir entegrasyona yönelmesi artık bir tercih değil, açık bir zorunluluk haline geldi. Tam da bu noktada Türkiye, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu küresel meydan okumalar için vazgeçilmez bir ortak olarak öne çıkıyor.”

“Türkiye, Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ekonomi, teknoloji, güvenlik, enerji ve toplumsal alanlarda somut ilerleme sağlayacak pratik modeller hızla devreye sokulmalıdır. Avrupa’nın Türkiye’yi dışlayarak ekonomik ve stratejik özerklik kurabileceğine inanmıyoruz. Dünyanın yeni bir Avrupa’ya ihtiyacı var. Bu yeni Avrupa’yı da birlikte inşa edelim.”

“TÜRKİYE’Yİ DIŞLAYAN BİR MODEL AVRUPA’YA DA FAYDA SAĞLAMAZ”

DEİK Başkanı Nail Olpak, “Türkiye-AB: Diyalogdan Aksiyona” başlıklı basın buluşmasında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“İster 1963 Ankara Anlaşması’ndan alın, ister 1996 yılı Gümrük Birliği’nden alın, ülkemizin Avrupa ile bütünleşme çabası kesintisiz devam ediyor. Bu yıl Gümrük Birliği’ne girişimizin 30. yılı ve aradan geçen sürede ekonomimizle Avrupa ekonomisi önemli ve başarılı bir entegrasyon örneği verdi. 30 yıldır AB ile Türkiye sanayisi karşılıklı yatırımlar ve güvenilir tedarik zincirleri ile birbirine etle tırnak gibi entegre oldu.”

Türk iş dünyasından AB’ye net mesaj: "Türkiye, Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır" 3

“Son 5 yılda küresel ticaretteki paradigma değişiklikleri ve Gümrük Birliği’nin yapısından kaynaklanan sorunlar sebebiyle bir güncelleme yapılması gerektiğini iş dünyası olarak defalarca tekrarladık. Buna rağmen önce sınırda karbon düzenlemesiyle yeni bir koruma duvarı başlatıldı, ardından çelik kotasında ciddi bir indirim gündeme geldi ve şimdi de ‘Made in Europe’ gibi Türkiye’yi dışarda tutma ihtimali olan bir sanayi stratejisi Avrupa’da ciddi bir gündem olmaya başladı.”

“Bizim savunduğumuz şu: Türkiye’yi dışlayan herhangi bir model kesinlikle Avrupa’ya da fayda sağlamayacak. 30 yıllık Gümrük Birliği ilişkimiz ve 60 yılı aşkın siyasi ilişkilerimiz ile Avrupa’nın ihtiyacı olan kaynak ve model ülkemiz ile olan iş birliğinde yatıyor. Türkiye ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda yapıcı, samimi ve ileriye dönük adımlar atmasının zamanı çoktan geldiğini düşünüyoruz.”

TÜRK İŞ DÜNYASINDAN AVRUPA BİRLİĞİ’NE MEKTUP

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu DEİK'in Avrupa İş Konseyleri Koordinatörü Mehmet Ali Yalçındağ, DEİK Başkanı Nail Olpak ve 26 Avrupa ülkesiyle ilgili Türk iş konseyi başkanının AB liderlerine yollayıp bugünkü Financial Times'da da tam sayfa ilan olarak yayınladığı açık mektubun tam metni ortaya çıktı. İşte o mektup:

Sayın Roberta METSOLA

Avrupa Parlamentosu Başkanı

Sayın António COSTA

AB Konseyi Başkanı

Sayın Ursula von der LEYEN

Avrupa Komisyonu Başkanı

Sayın Başkanlar,

Yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine girerken, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler arasındaki 26 iş konseyinin başkanları olarak sizlere içten selamlarımızı iletiyor, bu zorlu dönemdeki liderliğiniz için iyi dileklerimizi sunuyoruz.

Türk iş dünyası uzun yıllardır Avrupalı ortaklar, kurumlar ve pazarlarla yakın bir etkileşim içinde bulunuyor. Avrupa’nın birlik, dayanıklılık ve küresel rolünü güçlendirmeye yönelik çabalarını dikkat ve takdirle izliyoruz.

Avrupa değerlerine ve ideallerine olan güçlü bağlılığımızın temelinde, kıtamızın ekonomik gücüne ve küresel rekabetçiliğine yapıcı katkı sunmaya hazırız. On yıllardır Türk şirketleri ve girişimcileri, Avrupa’nın değer zincirlerinin, sanayi ekosistemlerinin ve inovasyon ağlarının ayrılmaz bir parçası oldular. Avrupa’nın gelecekteki refahının, iş birliği, açıklık ve tüm insani, ekonomik ve teknolojik kaynaklarının etkin biçimde seferber edilmesine bağlı olduğuna inanıyoruz; buna Türk iş dünyasının sunduğu katkılar da dahildir.

Türk iş dünyasından AB’ye net mesaj: "Türkiye, Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır" 4

Sizlerin de güçlü biçimde ifade ettiği üzere, AB derin ve eş zamanlı meydan okumalarla karşı karşıya. Yapay zekâ ekonomileri ve toplumları eşi benzeri görülmemiş bir hızla dönüştürüyor. Yeşil dönüşüm stratejik vizyon, sürdürülebilir yatırımlar ve toplumsal uyum gerektiriyor. Artan sosyal kaygılar, demografik değişim ve göç baskıları demokrasilerimizin dayanıklılığını zorluyor. Transatlantik ilişkiler giderek daha karmaşık bir küresel ortamda yeniden şekilleniyor. Avrasya genelinde süregelen jeopolitik gelişmeler Avrupa’nın güvenlik ortamını etkilemeye devam ederken, Asya Pasifik’in küresel ağırlığındaki artış tarihsel önem taşıyan uzun vadeli stratejik, teknolojik ve ekonomik sonuçlar doğuruyor.

AB’nin bu küresel değişime vereceği yanıtın temel unsurlarından biri, AB’nin gerçek bir küresel güç olma yolundaki istikrarlı ilerleyişine Türkiye’nin tam entegrasyonudur. Her iki tarafın da ele alması gereken mevcut başlıkların farkındayız. Ancak dünyanın bugün karşı karşıya olduğu sarsıntılar dikkate alındığında, Türkiye’nin katılım sürecindeki mevcut durgunluk döngüsünü kırmak aciliyet kazandı. Tarih siyasi süreçlerden daha hızlı ilerliyor ve Avrupalılar olarak hep birlikte kıtamızdaki gelecek nesillere karşı sorumluluk, cesaret ve bilgelik sınavıyla karşı karşıyayız; bu sorumluluk bugün şekilleniyor.

Türk iş dünyasından AB’ye net mesaj: "Türkiye, Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır" 5

Bu çerçevede Türkiye AB ilişkilerinde bir paradigma değişimi öneriyoruz. Türkiye’nin katılım sürecini tıkayan mevcut verimsiz metodolojinin yeniden ele alınmasının zamanı gelmiştir. Türkiye’ye AB üyeliğine dair açık ve net bir perspektif sunulması önemli. Türkiye ile AB’nin geleceğinin bütünlüğünün yeniden teyit edilmesi stratejik berraklığı ve karşılıklı güveni yeniden tesis edecektir.

Zaman, güçlendirilmiş diyalog, Türk toplumunun dinamizmi ve AB’nin dönüştürücü gücü katılım sürecini şekillendirebilir ve mevcut sorunların çözümüne yönelik yapıcı bir yol açabilir. Ayrıca Türkiye ile AB arasındaki bazı ikili meseleler gerçek olsa da bunlar kıtamızın karşı karşıya bulunduğu hayati ve varoluşsal meydan okumalarla kıyaslandığında orantısız hale geldiler. Güçlü, bütünleşmiş ve küresel ölçekte etkili bir AB yalnızca Avrupa ülkeleri için değil, Türkiye de dahil olmak üzere komşuluk bölgelerimiz ve daha geniş dünya için de vazgeçilmezdir.

Avrupa ekonomisinin, rekabet gücünün ve stratejik özerkliğinin ayrılmaz bir parçası olan Türkiye, AB’nin yeni ekonomik güvenlik ve savunma mimarisine tam anlamıyla entegre edilebilir. Ayrıca, jeopolitik olarak parçalanmış bir dünyada Avrupa’nın rekabetçiliği, güncellenmiş bir AB Türkiye Gümrük Birliği ile daha da güçlenecektir.

Türk şirketleri, Türkiye’de faaliyet gösteren AB şirketleriyle birlikte, yatırımlar, inovasyon ve uzun vadeli ortaklıklar yoluyla daha güçlü, daha rekabetçi ve daha özgüvenli bir AB’ye katkı sunmaya hazırlar. Ortak geleceğimizi güvence altına almak için gerekli cesur adımları atacağınıza dair vizyoner liderliğinize güveniyoruz ve bu çabaya destek vereceğiz.

Yapıcı ve vizyoner AB politikalarının Türkiye’de de güçlü biçimde karşılık bulmasını sağlamak bizim sorumluluğumuzdur.

Saygılarımızla

YORUMLARI GÖR ( 0 )

En Çok Aranan Haberler

Kapat