İstanbul'da marangozluk yapan İhsan Dolcan ile luthier oğlu Oğuz Dolcan, yıllar önce çırak olarak başladıkları atölyede bugün omuz omuza çalışarak zanaatkarlık geleneğini sürdürüyor. Mesleğe 12 yaşında çırak olarak adım atan İhsan Dolcan, yıllar içinde edindiği deneyimle İstanbul'un Seyyid Ömer Mahallesi'nde kendi atölyesini kurdu. Marangozluk mesleğini burada sürdüren Dolcan, zamanla oğlunu da mesleğin içine dahil etti.

Çocukluğunu babasının atölyesinde geçiren Oğuz Dolcan ise henüz 8 yaşındayken çırak olarak çalışmaya başladı. Ahşapla iç içe büyüyen Dolcan'ın müzik ve enstrüman yapımına ilgisi, babasının da katkı sunduğu el yapımı gitarları görmesiyle arttı. Babasıyla birlikte yaptığı ilk gitarın ardından luthierliğe yönelen Dolcan, üniversite eğitimini yarıda bırakarak yeniden atölyeye döndü.

Bugün çocuk yaşta adım attığı atölyede kendi ustalık eserlerini üreten Oğuz Dolcan, meslek hayatındaki en büyük ilham kaynağının babası olduğunu belirtiyor. Aynı atölyede 10 yılı aşkın süredir çalışan baba-oğul, üretimlerini sürdürürken aileden miras kalan zanaatkarlık geleneğinide yaşatıyor.

Atölyede geçen yılların ilişkilerini farklı bir noktaya taşıdığını anlatan Oğuz Dolcan, "Babamla çalışmanın hem güzel hem de zor olan yolları vardı. İlk zamanlarda babam buraya gelmemi istemiyordu. Zamanla rüştümü ispatlayınca o da icazet verdi. Bu şekilde devam ettim. Açıkçası işin en keyif verici yanı babamla burada sürekli vakit geçirme, kendimi geliştirme imkanı buluyorum. Bir usta-çırak veya baba-oğul ilişkisinden ziyade burada zamanla arkadaşlık geliştirdik. Burada bir hayatı paylaşıyoruz. Bu çok keyifli bir şey." dedi.

Mesleklerinin üç kuşaktır devam ettiğini ifade eden Dolcan, "Rahmetli dedem doğramacıydı, babam marangozluğu ben de luthierliği devam ettiriyorum. Onun çalışkanlığı bana ilham oluyor. Babam şu an 62 yaşında, mesleğini hala ilk günkü aşkla devam ettiriyor. Bu, ilerleyen yıllarda bu meslekte onun gibi olmamda bana ilham veriyor." ifadelerini kullandı.

Oğlunun ustalığa ulaşmasının kendisi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu dile getiren İhsan Dolcan da Oğuz'un küçük yaşlardan itibaren atölyenin içinde yetiştiğini söyledi.

Oğlunun enstrüman yapımına ilgisinin birlikte yaptıkları bir gitarla başladığını anlatan Dolcan, "Oğuz onu gördü. Beraber bir gitar yapmamızı istedi ve yaptık. Daha sonra bu işe gönül verdi. Akademi öncesinde buraya çok girip çıktı, buranın tozunu yuttu. Konservatuvara gitti, orada kendini geliştirdi ve şimdi burada baba oğul beraber çalışıyoruz. Onun burada ustalığını görmek kesinlikle gurur verici. Müşterileriyle konuşuyorum, yaptığı işleri görüyorum. Müzik olarak belki onun kadar bilgim yok ama yaptığı bir eserini elime aldığım zaman kalitesini görebiliyorum. Bu da bir baba olarak çok güzel bir şey." diye konuştu.

Atölyenin gelecek nesillere aktarılacak olmasının kendisini mutlu ettiğini belirten İhsan Dolcan, "Bizden sonra bu atölyenin Oğuz tarafından devam ettirileceğini bilmek çok güzel. O yönden kendimi şanslı görüyorum. Oğlumun ilk ürününü görmenin hissini anlatamam. Yaptığı gerçekten kolay bir şey değil ve herkesin yapabileceği bir şey değil. Bir kere o ruhun, el hassaslığının olması lazım. En başta sabır gerekiyor. O yönde kendisini çok takdir ediyorum." dedi.
Okuyucu Yorumları 0 yorum